MAVİ MELEK…

17.12.2013 00:00 MAVİ MELEK… Gülçin Önel; genç, eğitimli, sevgi dolu, sakin ve ışıklı biri. Meleklerle konuşuyor! Hayır “deli” değil! Sevgi ve barış yurduna doğru, nasıl bir yolculuk yapıyor okuyalım bakalım… Sevda Turgut`un yenidefter.com için yaptığı bu ilginç söyleşiyi keyifle okumanız dileğiyle.

Aslında en başından beri bana hiç de uzak olmayan konulardı. Çocukken bile öte aleme dair yoğun bir merakla büyüdüm. Hatta annemin söylediğine göre, daha ufacıkken öte alem varlıklarına karşı ilgi duyuyor, gazetelerde onlarla ilgili çıkan bütün haberleri kesip dosyalıyormuşum. Daha okumayı söker sökmez ilk ilgilendiğim konu buymuş!”

Sonra?

Sonra, kardeşimle katıldığımız bazı ruh çağırma seanslarını hatırlıyorum. Orada bu dünyaya ait olmayan bazı enerjileri hissettim ve yaşadım. Hem korku duygusu çok hoşuma gidiyordu, hem de bilinmeyen bir alemle uğraşmak ve oranın sırlarını çözmek hissi.

Delirmiş olduğunuzu düşündüğünüz oldu mu?

Zaman zaman kendimi sorgulamadım değil bu konuda. Ama uzun süre kendimi inceledikten sonra, kesinlikle delirmediğim kanaatine vardım. Bu alan gerçekten ince bir çizgi, çeşitli şizofreni vakalarını okuduğunuzda da ‘gece melekler şarkı söylüyordu ..’’ gibi örneklerle karşılaşabileceğiniz gibi, William Blake’den tutun Jeanne D’Arc’a kadar bir çok sanatçı ya da dönüşüm yaratmış kişilerde bir meleğin kendilerine fısıldadığını söylerler. Kendi yolunuzu bulmanız için denemeden bilemeyeceğiniz bir yolculuk bu.

Gelen sesin ya da o hissin sizdeki bildirimi sıcaklık, sevgi ve güven olmalı, temeliniz yeter ki bu olsun.

Çevreden tepki aldınız mı?

Başta erkek arkadaşım olmak üzere, hepsinin inanılmaz destek olduklarını söyleyebilirim. Gerçi ilk zamanlarda ailemin biraz endişesi oldu tabii. Çünkü dışarıdan bakıldığında, bir “bilinmezlikler diyarı!” ndaydım. Ama ondan sonra ilerlediğim yolun önce bana sonra etrafıma ışık yaydığını gördükçe endişeleri de ortadan kalktı. Siz yüreğinizin peşinde kararlı olarak ilerlediğinizde inanın tepkiden çok destek alıyorsunuz. Yolunuz  ve yolumuz sevgi ile örülü.

Bu yolculuktaki deneyimlerinizden bahseder misiniz?

Üniversite hayatım boyunca bu konularla hiç ilgilenmedim. Sadece yazdığım yazılarda kanatları koparılmış ve düşmüş meleklerden bahsederdim. Her şey çocuklukta kalmış gibiydi. Üniversiteden sonra da iş hayatı başladı. Oldukça zor ve sıkıntılı dönemler yaşadım. Bu sıkıntılar beni iç dünyamla ilgili bir takım çareler aramaya itti. 2006 yılında Reiki’yle tanıştım. Reiki benim kendimi şifalandırmak amacıyla içine girdiğim bir uğraş iken, aslında bana boyutlar arası iletişimin kapılarını açan bir anahtar rolü üstlenecekti. Gerçekten Reiki evrensel enerjinin en güzel kanal olabileceği araç ve tekniklerden biri. Ben de bu çalışmayı kendime çok yakın buldum. Ama tabii yine ortaya çocukluğumdaki yaramaz Gülçin çıkıverdi. Yani daha kendimdeki değişimleri ve enerjinin ilerleyişini gözlemlemeden, özümsemeden, konuya derinlemesine daldım.

Benim için perde bir kere aralanmıştı o yüzden durmadım. Aynı dönemde meleklerle ilgili bazı okumalar da yapmaya başlamıştım. O sıralarda sadece Doreen Virtue’nin internet üstünden çevrilmiş makalelerine ulaşabiliyordunuz. Henüz Beki İkala Erikli’nin yazdığı kitaplar yayınlanmadığı gibi, “Meleklerle iletişim”, “Meleklerle Yaşamak” gibi kavramlar da bilinmiyordu. Arkadaşımla birlikte bu metinleri okuyup, kendi kendimize uygulamalar yapmaya başlamıştık.

Fakat o dönem bana şunu öğretti ki, eğer bir insan bu tür bir yola girdiyse, kesinlikle rehberlik alması gerekiyor. Çünkü bir rehber, size yolunuzda ilerlerken kaybolduğunuzu sandığınız her an ışık tutabilir. Bilinmeyen olarak adlandırdığımız bu alanı bilinene döndürmek için rehberimizin deneyimlerini dinlemek ve yolumuzda ilerlerken acele etmemek önemli. Nitekim ben de ilerleyen süreçlerde dengemi yitirmeye başladım. Tenime değen rüzgârlar, duyduğum tuhaf sesler, gece karşılaştığım bir takım parıltılar, bunları kendi kendime yorumlamak zorunda kaldım. Bu noktada insan deliriyor mu, yoksa bir takım varlıklarla iletişim haline mi giriyor bilemiyor dediğim ana vardım ve bu da kendimi karmaşaya sürükledi. Karmaşalar ve buna bağlı olarak ortaya çıkan korkular da artmaya başlayınca daha fazla dayanamadım ve bir anda tüm çalışmaları bıraktım.  Sonuçta zihin belli kalıplar ve korkularla büyümüştü, ailemde böyle korku kültürüne dair bir inanç olmasa bile, toplumumuzda ve eğitimimizde maalesef ki, dini bile korkulacak, ayrı konulacak bir inanç yerleşmiştir,oysa ki  ayrı ve özel kavramları çok farklıdır. Bende zihnimdeki bu kalıplardan daha temizlenmeden bakış açımı nasıl genişletebilirdim ki, bu çalışmaların gerçekten temeli bu, önce zihni esnetmek gerek ki bir adım sonrasının görebileceğim bir alana çıktığımda bir anlamı olsun. O yüzden rehber kesinlikle önemlidir.

2007 yılından 2010 yılına kadar, Reiki dışında hiçbir şeyle ilgilenmedim. O da hayatımda merkezi bir role sahip değildi zaten. Meleklerle iletişimi yeniden hatırlayıp, bu konuda yeniden çalışmaya başlamamsa, Beki İkala Erikli’nin kartları ve kitabının çıkmasıyla oldu. Bu süreç de çok ilginçti tabii. 2010 yılıydı. Doğum günüm için birçok insan bir araya gelecekti. Davetlilerin çoğu, sanki aralarında anlaşmışlar gibi, ama aslında tamamen birbirlerinden habersiz biçimde bana “melek hediyeleri” getirdi. Kitaplar, kartlar vs. Paketleri ertesi gün evde yalnızken açmıştım. Çok şaşırdım ve anladım ki ben yeniden bu yola giriyorum. Sonra Beki Hanım sayesinde okumalar ve çalışmalar yeniden başladı. İlk işim eğitimine katılmak oldu zaten.

Bir insan bedensiz varlıklarla nasıl iletişim kurar? Aklım almıyor…

Melek eğitiminden bir ay sonra, Bodrum’da kitap okurken aniden bir ses duydum. Duyduğum ses, “Bundan sonra yanında kalem kâğıt bulundur; her ay yeni mesajlar alacaksın!” dedi. Sen kimsin diye sorunca “Galgiel” yanıtını aldım. Güneş meleği. O gün de gerçekten güneş tutulması vardı. Baş Melek Galgiel bana, aydınlıkla karanlık hakkında harika şeyler yazdırdı.

Bu aslında gerçekten de aklın alabileceği bir şey değil, ama yazarlar, besteciler, sanatçılar bu alanı çok güzel açıklar, derler ki sanki bir kanala bağlandım ve bir anda o yaratım oluştu. Sonuçta evet bende geceleri yatarken yanında kağıt kalem ile yatan, uykusundan kalkıp bir anda aktıkça yazan biriyim, ama bu çok farklıydı. Zaten yazıyı, arkadaşlarıma gönderdiğimde nerden yolladığımı ve çok etkilendiklerini söylediler, benim alışık olmadığım bir dil, bir aktarımdı bu.  

Herşeyle bir’iz, hepimiz bir enerji olduğumuza hem fikirsek ve bir kelebeğin kanat çırpışı dünyanın başka bir yerinde değişime sebep oluyorsa, bir ayrımdan söz edilemez. Öyleyse meleklerimizle de biriz. Gereken sadece onlara seslenmeyi ve sonra gelen mesajı dinlemeyi bilmek.

Nasıl bir ses?

Çok silik bir sesten bahsediyoruz aslında; kulağın duyabileceği gibi yüksek bir sesten değil. “Ses” demek yanlış bile olabilir; çünkü bu kulağımızla duyduğumuz sese benzemiyor çok. Kalpten gelen bir ses demek daha doğru olabilir. Yüreğiniz genişliyor ve siz özelliklerinizi daha çok kullanıyorsunuz. Şöyle tarif edeyim: Sanki bir enerji geliyor, bizim cümlelerimizle konuşmayan bir enerji; sen kendi bedeninde o frekansı sözcüklere dönüştürüyorsun. Yani o sana geldiğinde insani bir sese ya da bir dile sahip değil; ama sen onu anlarken insani bir sese ya da dile dönüşmüş olarak anlıyorsun. Tarif etmemizin zor olması işte biraz da bu yüzden.

Aynı frekansı bir başkası da “görsel” imajlara dönüştürebilir mesela. Dolayısıyla o bunu bir “vizyon” yani, görsel bir dil olarak algılar; bense mesela daha çok “işitsel mesajlar” almaya yatkınım. Bu biraz da kişinin kendi iletişimsel nitelikleriyle ilgili.



Vizyon nedir?

Vizyon, gözünün önüne gelen görüntülerdir, ses ve ya hislere göre daha nettir. Bir anda görsel bir şekil, bir olay, bir kişi canlanabilir, zihin gözünde. Bunu anlamlandırmak önemlidir. Ama dediğim gibi kişinin özelliklerine bağlıdır. Kimi insanlar daha dokunsallardır, belli bir konu gündeme getirildiğinde, sırtında ya da sol yanında bir ağrı, sızlama, uyuşma vs. hissedebilirsin. Bunlar da başka başka anlamlar taşır. Mesela sırt ağrısı, karşındaki kişinin “geçmişle ilgili” bir yük taşıdığı anlamına gelebilir. Çeşitli egzersizlerle zayıf olan kısmımızı geliştirebiliriz.

Tanıdığınız başka insanlar var mı meleklerle iletişim kurabilen?

Elbette, eğitim almış ve bunu deneyerek hayatının parçası haline getirmiş insanlar var bir yanda da doğuştan unutma alanına hiç girmemiş bu farkındalıkla yaşayan kişiler var.  Meleklerle iletişimde olmak gerçekten işin oyun alanı gibi. Sonuçta tek bir KAYNAK var, ve biz tüm söylemlerimizle, tüm dualarımızla O’raya varıyoruz. Melekler, O’nun bize sunduğu yardımcılar, zaten yanımızdalar, bunun farkında olarak ilerlemek gerçekten çok huzurlu. O yüzden herkese diyorum ki inanmasanız bile deneyin, nereden başlayacağınızı bilmeseniz de size işaretler yollamalarını isteyin. Fark etmeyi ve tadını çıkarmayı dileyin. Ve bilin ki yanıtlanmayan cevap yoktur. Dolayısıyla meleklerle iletişimde olmayı sadece karşılıklı konuşmak şeklinde değil, bu şekilde de ele alırsak, oldukça fazla sayıda insanın onlarla ilişki içinde olduğunu söyleyebiliriz.

 

Eğitim dediniz, eğitim bu konuda gerekli mi?

Hayır, size kimse meleklerle ilgili bir uyumlama yapamaz. Zaten Bir olduğumuz alandan bahsediyoruz. Ancak eğitimin size sunduğu en büyük avantaj, zihni ve yüreği esnetme imkanı veriyor, siz esnedikçe algılarınız açılıyor, çalışmaları daha iyi kavrıyorsunuz. Ard arda yoğun bir şekilde bir kaç gün boyunca bunun içinde yaşamaya başlayınca bu duygu hayatınıza sızmaya başlıyor, ve siz bunu devam ettirmek istiyorsanız, yolculuk eğitimden sonra da sürüyor. Eğitimin en önemli ikinci getirisi, cesaret. Bunu yapabileceğinize dair, sizi destekliyor, ve sahip olduğumuz endişeleri kapının dışında bıraktırarak tamamen güvenle örülmüş bir alanda kendimizle buluşturuyor bizi.

Aynı zamanda Melek Koçluğu’da yapıyorsunuz. Bize biraz bu süreci tarif edebilir misiniz?

Elbette ben aslında Spiritüel Yaşam Koç’uyum ancak bu çalışmamın içinde çeşitli alt başlıklarım var. Melek Koç’luğu da bunlardan biri. Maalesef Melek kelimesi işin içine girince hassas olan bir alanda dans ediyoruz. Ben de başlarda bu titri taşımakta zorlandımsa da,  içeriğini anladıkça daha çok benimsedim. Melek kelimesini duyduğunuzda siz de canlananlar nedir, güzellik, ışık, sevgi, barış; peki koçluk nedir bir antrenör gibi oyuna dahil olmadan oyuncuların iyi pozisyonlarını o temponun içinde onların es geçtikleri anları onlara gösteren, potansiyelini onlara hatırlatan kişidir. Bu ikisi buluştuğu zaman kişinin,  5 duyu alanın dışındaki enerjilerle birlikte hayatına bakmak buluşmuş oluyor. Sonsuz araçlarımızı neden kullanmayalım ki.

Biz sadece yüreğinin ve gerçek potansiyelinin yoluna dair bir ışık tutuyoruz, kişi ilerlemek istiyorsa yol kendisinindir. Temel prensibim, herkesin içinde bir şifacı ve muhteşem bir yaratıcı olduğunu kişilere hatırlatmak, gücünü asla dışarıya teslim etmeden kendi seçimleriyle güvenli bir şekilde yaşamasına destek olmak.  

Meleklerle birlikte yaşamak, yaşarken onları hep yanı başında hissetmek en derinlerde nasıl bir duygu?

 

Melekleri ilk hissedişim, kalbimi sonuna kadar açmayı başardığım anda olmuştu! Ve ben hayatım boyunca, yaşadığım hiçbir anda, öylesine yoğun bir sevgi enerjisi hissetmedim. Akan gözyaşlarını anlatamam sana. Yaşadığım sevinç ve mutluluk inanılmazdı. Böyle yoğun bir sevgi enerjisini unutup, yıllarca da hatırlamadan yaşadığımız için çok üzülmüştüm.  Artık hatırladım ve görevim böyle bir yolun olduğunu insanlara tekrardan hatırlarmak, her uyanan bir başkasına dokunacak ve biz işte böylece varlığımızı tam olarak gerçekleştireceğiz. Çünkü dünyaya geldiğimizde bu duyguyu biliyorduk; ama beraberce unuttuk. En büyük hayalim, çocukların o muhteşem duyarlılıklarını yitirmeden yetiştirildikleri bir toplum modeli yaratabilmek.

 

 

http://www.mavininsesi.blogspot.com  http://www.mavininsesi.com/


Etiketler: mavi melek - meleklerle konuşmak

Diğer SÖYLEŞİ haberleri


  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 3224

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.